GÜVENİN BELGESİ: İNANÇ SÖZLEŞMESİ
İnanç sözleşmeleri, özellikle taşınmaz ve şirket hissesi gibi değerli malvarlıklarının devrinde sıkça kullanılan, ancak hukuken dikkatle düzenlenmesi gereken sözleşmeler arasında yer alıyor.
Av. Mehmet AYGÜNEŞ – Aygüneş Hukuk Bürosu
İnanç sözleşmeleri, özellikle taşınmaz ve şirket hissesi gibi değerli malvarlıklarının devrinde sıkça kullanılan, fakat dikkatle düzenlenmesi gereken sözleşmelerdir. Türk hukukunda doğrudan düzenlenmemiş olmakla birlikte, sözleşme serbestîsi ilkesinden kaynaklanarak geçerlilik kazanırlar. Bu nedenle, taraflar arasındaki güven ilişkisini sağlam temellere oturtmak için inanç sözleşmelerinin doğru ve titiz şekilde hazırlanması büyük önem taşır.
İnanç sözleşmesi, bir mal veya hakkın belirli bir amaç doğrultusunda ve güven ilişkisine dayanarak bir başkasına devrini öngören bir sözleşmedir. Burada devralan kişi, malı ya da hakkı inanç ilişkisine uygun olarak kullanmayı ve gerektiğinde geri devretmeyi taahhüt eder. Uygulamada en çok taşınmaz devri, şirket hissesi devri ve araç gibi değerli eşyaların devrinde karşımıza çıkar. Örneğin bir arsa görünürde bir başkasının üzerine tescil edilebilir ya da şirket hisseleri fiili sahibi dışında bir kişi adına kayıtlı tutulabilir. Tüm bu devirler, tarafların birbirine duyduğu güvene dayanır.
Şekil Şartlarının Önemi
İnanç sözleşmesinin geçerliliği açısından şekil şartları hayati önem taşır. Her ne kadar sözleşme serbestîsi kapsamında sözlü olarak da yapılabilse de, hak kaybı yaşanmaması için mutlaka yazılı şekilde yapılması gerekir. Özellikle taşınmaz devrinde, sözleşmenin resmi senetle düzenlenmesi zorunludur. Şirket hissesi devrinde de yazılı şekil şartı aranır. Bu şartlara uyulmadığında, olası uyuşmazlıklarda mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davaları çoğunlukla reddedilir.
İnanç sözleşmesine dayanarak açılabilecek davalar arasında, taşınmazın geri alınması için tapu iptal ve tescil davası, şirket hisselerinin devri için iade davası ve zararın söz konusu olduğu durumlarda tazminat davası yer alır. Ancak bu davaların başarıyla yürütülebilmesi için, sözleşmenin yazılı şekilde ve mümkünse noter huzurunda yapılmış olması gerekir.
Sonuç ve Öneriler
İnanç sözleşmeleri taraflar arasında güvene dayalı bir ilişki kurmakla birlikte, ciddi riskler de barındırır. Bu risklerin önüne geçebilmek için, inanç sözleşmelerinin mutlaka yazılı olarak ve mümkünse noter huzurunda düzenlenmesi gerekir. Taşınmaz devrinde ise resmi senet şartı ihmal edilmemelidir.
Tarafların ileride hak kaybı yaşamamaları için sürecin en başından itibaren hukuki destek almaları büyük önem taşır. İnanç sözleşmeleri, titizlikle hazırlanıp şekil şartlarına uyulduğu takdirde, güven ilişkisini sağlam temellere oturtur ve doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçer.








0 Yorum