KURBAN: PAYLAŞMANIN VE İNSAN KALABİLMENİN BAYRAMI
Kurban Bayramı yaklaşıyor…
Bir bayram daha sadece takvimlere değil, gönüllerimize geliyor. Çünkü bayramlar; insanın kendisini, ailesini ve içinde yaşadığı toplumu yeniden hatırladığı zamanlardır.
Kurban denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak kesilen hayvan gelir. Oysa kurban, kelime anlamıyla özünde bir yakınlaşmadır. İnsanın Rabbine, ailesine, komşusuna ve hiç tanımadığı bir kardeşine yaklaşmasıdır.
Hazreti İbrahim’in teslimiyeti ile Hazreti İsmail’in tevekkülü arasında kurulan o büyük köprü, bugün hâlâ insanlığın vicdanına seslenmektedir. Kurban; sahip olmanın değil, paylaşmanın ibadetidir.
Bugün dünya zor bir dönemden geçiyor. Savaşlar, göçler, ekonomik sıkıntılar ve insani krizler milyonlarca insanın günlük gerçeği hâline gelmiş durumda. Özellikle savaş ve yoksulluktan etkilenen bölgelerde bayram sabahına ulaşmak bile bazı aileler için büyük bir nimet hâline gelmiş durumda.
İşte böyle bir çağda kurban ibadeti yeniden anlam kazanıyor.
Çünkü kurban sadece bizim soframızdaki bereket değildir; başka bir coğrafyada bayram sabahı et göremeyen bir çocuğun da sevincidir.
Bu noktada son yıllarda toplumumuzda önemli bir iyilik köprüsü hâline gelen vekâletle kurban organizasyonları dikkat çekmektedir.
Türkiye Diyanet Vakfı ile Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğinde yürütülen vekâletle kurban organizasyonu; vatandaşlarımızın emanetlerini dinî esaslara uygun şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı amaçlamaktadır. Bu organizasyon kapsamında kurbanlar yurt içinde ve dünyanın farklı bölgelerinde kesilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmakta; kurban ibadeti aynı zamanda küresel bir kardeşlik hareketine dönüşmektedir.
Bu yıl da “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” anlayışıyla organizasyonun sürdürülmesi planlanmakta; ülkemizin yanı sıra çok sayıda ülkede ihtiyaç sahiplerine ulaşılması hedeflenmektedir.
Ancak burada önemli olan yalnızca bağış yapmak değildir.
Önemli olan; kurbanı bir teslimiyet, bir emanet ve bir kardeşlik bilinciyle Allah rızası doğrultusunda yerine getirmektir.
Sabahın erken saatlerinde camilere yürüyen insanlar… Bayram namazından sonra edilen dualar… Büyüklerin ellerini öpmeye koşan çocuklar… Sessizce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan ikramlar…
İşte bayramın gerçek ruhu burada başlıyor.
Belki de bu bayram kendimize şu soruyu sormalıyız:
Ben neyi paylaşacağım?
Sadece malımı mı?
Yoksa zamanımı, ilgimi, sevgimi ve merhametimi de mi?
Çünkü bazen en büyük kurban; insanın kendi bencilliğinden verdiği paydır.
Bu vesileyle başta Kuşadalı hemşehrilerimiz olmak üzere aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; bayramın ülkemize, gönül coğrafyamıza ve bütün insanlığa huzur, merhamet ve kardeşlik getirmesini diliyorum.
Hasan GÖKMEN
Kuşadası Müftülüğü Şube Müdürü








Benzer Haberler
KURBAN: PAYLAŞMANIN VE İNSAN KALABİLMENİN BAYRAMI
BAĞARASI’NDA EĞİTİMİN ADRESİ DEĞİŞTİ: KUR’AN KURSU DİYANET’E DEVREDİLDİ!
ÇOCUKLARIMIZ NEREYE GİDİYOR?
ELVEDA EY RAMAZAN
KADİR GECESİ: ÜMMET-İ MUHAMMED’E VERİLEN BÜYÜK İLAHÎ LÜTUF
Bir Gece ki Bin Aydan Daha Hayırlı
Vahyin Yolculuğu: Hira’dan Dijital Çağa
Kalbe Konan Gömlek